Skip to main content

İstanbul’da yıllar sonra hayat bulan Batı Ermenicesi kitap panayırı

Editörden
grgin blog

‘Gırgin’ kitap panayırı, Yesayan Derneği ve Aras Yayıncılık işbirliğiyle geçen hafta Beyoğlu Üç Horan Kilisesi’ndeki Naregyan Salonu’nda Ermenice okurları bir araya getirdi. 8-10 Ekim arasındaki panayır kapsamında her gün bir etkinlik düzenlendi.

İstanbullu Ermeni basını, asırlık yayın gelenekleri, sahaflar ve bağımsız yayıncılar, Çevirmenler Günü (Tarkmançats) vesilesiyle bir araya geldi. Geçmişte uzun yıllar Pangaltı Lisesinden Yetişenler Derneği çatısı altında yeşeren ve toplum hafızasında kıymetli bir iz bırakan kitap buluşmaları geleneğini tazeleyen festival, yıllar sonra yeniden geniş bir katılımla ve çeşitli kurumların birlikteliğiyle aynı çatı altında hayat buldu.

Üç gün boyunca sadece Ermenicenin konuşulduğu panayırda Yesayan Derneği ve Aras Yayıncılık’ın yanı sıra Turkuaz Sahaf, Öğretmenler Vakfı, Paros Dergisi, Patrikhane Yayınları, Agos ve Hrant Dink Vakfı yayınları, Jamanak Gazetesi, Marmara Gazetesi, Paplig, Nork yayınları ile eğitmen, yazar Lerna Karakütük stant açarak okurlarıyla buluştular.

Açılış günü olan Perşembe ve 9 Ekim Cuma günleri, beş Ermeni lisesinden öğrencileri ağırlayan panayırda, öğrencilerle atölyeler yapıldı. 8 Ekim Perşembe akşamı ise Ermenice basından temsilcilerin katıldığı ve mutfaklarını anlattıkları bir etkinlik yapıldı. Narod Avcı ve Vartan Estukyan’ın moderasyonundaki konuşmaya Luys TV’den Barkev Samuelian, Öğretmenler Vakfı’ndan Maryam Drameryan, Marmara Gazetesi’nden Nayira Mkrtchyan Süzme, Paros’tan Karolin Sarıboyacıyan Mamigonyan ve Agos’tan Leda Mermer Özber katıldı. ‘Bize Mutfağınızı Anlatır mısınız?’ başlıklı oturumda gazete genel yayın yönetmenleri ve editörler yazı işlerinin bilinmeyenlerini ve baskı mutfağını anlattılar.

9 Ekim Cuma akşamı ise Paris’ten gelen Anahid Donabedian ve Hera Dolar İskenderoğlu bir konuşma yaptılar. Paris’teki Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Enstitüsü (INALCO) bünyesinde yürütülen Ermenice programı nasıl bir öğrenme ve üretim alanı sunuyor? Batı Ermenicesi bugün uluslararası akademi dünyasında nasıl bir yer tutuyor? Gırgin Kitap Panayırı kapsamında yapılan bu konuşmada dilbilimci Anaid Donabedian ve Hera Dolar İskenderoğlu, Karolin Mamigonyan’ın kolaylaştırıcılığında bir araya geldi. Diasporanın dört bir yanından gelen öğrencilerin bu programa katkısı, mezunların dil ve edebiyat alanındaki üretimleri ve özellikle İstanbul ile kurulan akademik ve kültürel bağlar konuşuldu.

Panayırın son etkinliği ise 10 Ekim akşamı oldu. Nayiri Büyüksimkeşyan ile Vahakn Keşişyan’ın moderatörlüğündeki buluşmada çevirmenler Artun Gebenlioğlu, Kayuş Çalıkman, Hagop Gobelyan ve Reha Keskin bir araya gelerek Ermenice çevirmenlik üzerine sohbet ettiler. ‘Çevirmenlerle Çevirmenler Yortusu’nda Buluşuyoruz’ başlıklı buluşmada, “Bir dili diğerine taşımak, bir kültürü ve hafızayı başka bir dilde yeniden kurmaktır” diyen edebiyat çevirmenleri karşılaştıkları zorlukları, ‘çevrilemez’ sanılan deyimleri ve yapay zekâ çağında çevirinin geleceğini tartıştılar.

Yesayan Derneği Başkanı Mihran Tomasyan’ın kendi çocukluğundan hatırladıklarıyla düzenlenmesini sağladığı kitap panayırı, İstanbul’da uzun yıllar sonra ilk kez sadece Ermenice yayın yapan yayıncıları buluşturdu.

Tomasyan, çocukluğunda Pangaltı Mıhitaryan Lisesi’nden Yetişenler Derneği’nin bir kitap panayırı organize ettiğini ve Yesayan Dernek ve Aras Yayıncılık olarak bizim de benzer bir panayır düzenlememiz gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Tomasyan’ın yanı sıra Yesayan Derneği’nden Jbid Luys Gezer ve Aras Yayıncılık’tan Nayiri Büyüksimkeşyan’dan oluşan bir organizasyon komitesi kuruldu. Çalışmalara başlandı ve ne zaman ihtiyaç duyulsa derneğe ve yayınevine yardım eli uzatan Beyoğlu Üç Horan Vakfı’nın yönetimiyle temas kuruldu. Bu etkinlik için Naregyan Salonu’nu tahsis edeceklerini söyledikler. Bunun üzerine konuklarla iletişime geçildi ve üç günlük panayırın ana hatları böylece oluşmuş oldu. 

Ne var ki, günümüz İstanbul’unda sadece Ermenicenin konuşulacağı bir etkinlik organize etmek bu kadar kolay kurtulabileceğimiz bir sorumluluk değil. Okullardan her ne kadar katılım sağlansa da, panayırın bu anlamda hedeflenen sonuca ulaştığını söylemek zor. Açık etkinliklere katılım sayısının da hayli düşük kaldığı acı bir başka gerçek. Tüm bunlara karşın, panayırı yapmış olmaktan ve Ermenice yayınlar yapan, bu alanda emek veren, çaba gösteren kişileri yan yana getirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyor; bununla yetinmememiz gerektiğini biliyor ve daha fazlası için çalışacağımızı taahhüt ediyoruz. Bu sene ilkini yaptığımız ve eksiklerimizi görmek açısından önemli olduğuna inandığımız bu üç günlük panayırın bizim için en önemli sonucu, böylesi bir etkinliğin duyurusu için çok daha fazlasını yapmamız gerektiğiydi.

Gırgin’in çıkış noktasını oluşturan Pangaltı Lisesi’nden Yetişenler Derneği’nin düzenlediği kitap panayırlarına ilişkin Hrant Dink, 18 Ekim 1996 tarihli Agos gazetesinde kaleme aldığı ‘Sırtlayıp Getirenlere...’ başlıklı köşe yazısında şu ifadeleri kullanıyor: "Son birkaç yıldır tatlı bir gelenek yarattı Mıhitaryan’lı genç arkadaşlar. Kitap fuarı düzenliyorlar dernek çatısı altında. Kaç tane yazarımız var ki şunun şurasında. Bir elin parmaklarını geçmez belki. Ama işte o birkaç kişi dahi yaşlarına başlarına aldırmaksızın, sırtlıyorlar kitaplarını, koşuyorlar hemen oraya. Yayıyorlar masaların üzerine. Onların derdi ne o kitapların satışı ne de onlardan gelecek üç-beş kuruş. Sırtlamak o kitapları, yaymak masanın üzerine. Oturup izlemek gelen kitapseverleri. Arada bir onlara kitaplarını imzalamak. Sonra tekrar bohçalamak, sonra tekrar sırtlamak..."

Hemen her konuda olduğu gibi, Hrant Dink’in bu mirasını da yaşatmak boynumuzun borcu. Çünkü biz toplum olarak bu sorumluluğu üstlenmezsek, kimse yapmayacak.