Edward Said, sürgünü “onarılmaz bir kırılma” olarak tanımlar. İnsan ile yurdu arasına giren, zamanla kapanmayan bir mesafe... Bu mesafe yalnızca kilometrelerle ölçülmez; dilde, hatıralarda, gündelik alışkanlıklarda ve bazen sessizliklerde de gösterir kendini. Bu yüzden göç, bir yer değiştirmeden ziyade, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin yeniden tanımlanmasıdır.
Bir yerden ayrılan insan yanında ne götürür?
Haramsin’in sessiz vedası
Maratuk Dağı’nın eteklerinde, dört odalı eski evinde tek başına yaşayan Haramsin Demirciyan, bir pazartesi öğleden sonrası hayata veda etmişti. Onu son ziyaret eden kişi ölümünden aylar önce, 22 Ekim’de kapısını çalmıştı. O günden sonra ne kapısı bir daha tıklatıldı ne de telefonu çaldı. Sessizlik, yavaş yavaş evin duvarlarına yerleşti; sonunda da onunla birlikte kaldı.
En uzun kitap
Bu kurmaca öyküde yer alan karakterler tamamen değilse de büyük oranda hayal ürünü olup, öykü, yazıyı yazan kişi tarafından, Yesayan Derneği’nde bulunan Zaven Biberyan’ın kişisel arşivindeki fotoğraflardan esinlenerek kaleme alınmıştır.
Öğlen menüsü her zamanki gibi aynıydı. Karpuzun dilimi üç, beyaz peynirinki iki. Hemen herkes bunların yanına bir tek de rakıyı layık görse de, sadece Müsü Zaven’i yakından tanıyanlar onun öğlen vakti içmediğini bilirdi.